CHP Kırklareli Milletvekili ve TBMM Çevre Komisyonu Üyesi Vecdi Gündoğdu, Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’nda kamuoyunda “Fon Skandalı” olarak anılan olay hakkında konuştu. Yaşananların sıradan bir finansal usulsüzlük olarak değerlendirilemeyeceğini savunan Gündoğdu, kamuya güvenerek birikimlerini değerlendiren vatandaşların parasının söz konusu olduğunu belirtti.

Gündoğdu’nun verdiği bilgilere göre tasfiye aşamasındaki fon sayısı 131; fonlarla bağlantılı yatırımcı sayısı ise 455 bin 758. Fonlardan 647 milyar lira net çıkış açıklandığını da aktardı. Rakamların arkasında vatandaşların emeği, birikimleri ve geleceği bulunduğunu söyledi. Olayın ilgili Bakan tarafından 11 ay önce fark edildiğini, buna rağmen gerekli kontrol ve denetim mekanizmalarının işletilmediğini öne sürdü. Para iadelerinin hesap verme yükümlülüğünü karşılamayacağını belirterek “gönüllü iade” sürecinde kimlerin sorumluluğunun ortadan kaldırılmaya çalışıldığının bilinmediğini ifade etti.

İşlem ve kişi listelerinin kamuoyundan saklandığını ileri süren Gündoğdu, bunların neden şeffaf biçimde açıklanmadığını sordu. Konuşmasında 17-25 Aralık sürecini, ayakkabı kutularındaki paraları, 128 milyar dolarlık rezerv tartışmasını ve Soma’da 301 madencinin hayatını kaybettiği faciayı da hatırlattı; bu örneklerde denetim ve sorumluluk konularının gündeme geldiğini söyledi. Vatandaşların yönelttiği soruyu “Bu ülkede kim hesap verecek?” sözleriyle dile getirdi.

Milletin parasını koruması gereken kurumların nerede olduğunu, denetimin neden işlemediğini ve riskler önceden biliniyorsa niçin önlem alınmadığını sorguladı. Gündoğdu, siyasi sorumluluğun kime ait olduğunun açıklanmasını istedi. Yirmi dört yıldır ülkeyi yönetenlere seslenerek kurum yöneticilerini kimin atadığını ve vatandaşların birikimlerini koruma görevinin kimde olduğunu sordu. Sorumluluğu üstlenip istifa edecek bir yönetici olup olmadığını gündeme getirirken “Biz de hata yaptık kardeşim. Sorumluluğu üstleniyoruz.” diyerek istifa edecek bir siyasi çıkıp çıkmayacağını da sordu.

Gündoğdu, demokrasinin sandıkla sınırlı olmadığını; şeffaflık, denetim ve hesap verebilirliği de kapsadığını belirtti. Devletin görevinin kaybolan parayı sonradan aramak değil, kaybı önlemek olduğunu söyleyerek milletin parasının hesabının yine millete verilmesi gerektiğini ifade etti.