Lüleburgaz Halk Eğitimi Merkezi’nde sürdürülen tel kırma kursu, kadınlara geleneksel bir el sanatını öğrenip üretimlerine yansıtma imkânı sunuyor. Kursiyerler gümüş telleri tül üzerine tek tek işliyor; ortaya çıkan ürünlerin bir bölümünü satışa sunarken bazılarını yakınlarına hediye etmek için hazırlıyor.

Masa ve sehpa örtülerinin yanı sıra çanta, şal, çeyizlik örtü, bohça, duvar süsü ve dekoratif ürünler de kursiyerlerin çalışmalarında yer alıyor. Tel kırmada kare veya petek tül üzerine “+” ya da “x” puan tekniği uygulanıyor. Makas kullanılmadan tellerin elde kırılarak işlenmesi, sanata adını veriyor.

Kursun usta öğreticisi Gülşah Ön, tel kırmayla 2013’te Gazi Üniversitesi Güzel Sanatlar Enstitüsü’nde yüksek lisans dersleri sırasında tanıştığını aktardı. Bartın yöresinin ağaç baskı tekniğini araştırmak için bulunduğu dönemde tel kırma ürünlerini inceleme fırsatı bulduğunu söyledi. Ön’ün verdiği bilgiye göre, kurslar kursiyerlerin talepleri doğrultusunda açıldı; katılım yıllar içinde arttı. Özellikle son üç yılda sanatın daha fazla tanındığını ve ilginin yükseldiğini belirtti.

Ön, tel kırmayı Osmanlı döneminden, 17-18’inci yüzyıllardan günümüze ulaşan ve Bartın yöresiyle özdeşleşen geleneksel bir Türk el sanatı olarak tanımladı. Sanat için 2004’te tescil başvurusu yapıldığını, 2009’da Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenerek coğrafi işaret alındığını ifade etti. Ön, geleneksel el sanatlarının gelecek kuşaklara aktarılmasının önemini vurgulayarak kursun yaklaşımını “Her ilmekte emek, her üründe bir umut diyoruz” sözleriyle özetledi.